ABD ve İsrail’in İran’a Saldırılarında Mühimmat Tükenme Riski Artıyor

ABD ve İsrail’in İran’a Saldırılarında Mühimmat Tükenme Riski Artıyor

Foreign Policy dergisinin analizine göre, ABD ve İsrail’in İran’a düzenlediği saldırıların ilk 36 saatinde 3 binden fazla hassas güdümlü mühimmat ve füze savunma sistemi kullanıldı. Bu durum, hem stokların hızla yenilenmesi gerekliliğini hem de Batı’nın savunma sanayisindeki yapısal bağımlılıkları gün yüzüne çıkardı.

İran, bölge genelinde 1.000’den fazla füze fırlattı. Uzmanlar, İran’ın ABD ve İsrail’in savunma kaynaklarını tüketmek amacıyla bir “yıpratma savaşı” yürüttüğünü belirtiyor. İran hava savunmasının saldırılar sırasında pasif kalması ise, Batı’nın teknolojik üstünlüğüne bağlanıyor.

ABD ve İsrail, İran füzelerini büyük ölçüde etkisiz hale getirse de, bu sürecin maliyeti ağır oldu. Mühimmat stoklarını yeniden doldurmak için yalnızca bütçe değil, üretim sürecinde kullanılan Çin kontrolündeki nadir toprak elementleri gibi ham maddelerin temini de gerekiyor.

Saldırılar sırasında, Katar’daki AN/FPS-132 erken uyarı radar sistemi ve Bahreyn’deki AN/TPS-59 radar sistemi gibi değerli sistemler zarar gördü. Bu sistemlerin yenilenmesi uzun yıllar alacak; örneğin AN/FPS-132 radarı için 5–8 yıl, AN/TPS-59 sistemi için 12–24 ay ve 50–75 milyon dolarlık bütçe gerektiği öngörülüyor. Üretim için gerekli galyumun yüzde 98’i Çin’in kontrolünde bulunuyor.

Uzmanlar, Batı’nın askeri hazırlıklarını eleştirerek, ordunun gücünün yalnızca tank veya füze sayısıyla ölçülemeyeceğini, asıl belirleyicinin mühimmat stokları ve bunların ne kadar hızlı yenilenebileceği olduğunu vurguluyor.

Özellikle Tomahawk füzeleri tek üreticiye bağımlı, GBU-57 gibi stratejik mühimmatlar sınırlı sayıda ve yalnızca belirli uçaklarla kullanılabiliyor. THAAD gibi hava savunma sistemleri ise üretim zorluğu ve özel parça ihtiyacı nedeniyle tedarik zincirinde ciddi sorunlar barındırıyor.